YERİN OLUŞUMU

Bundan 5 milyar yıl önce meydana gelen büyük bir patlama sonucu uzayda toz ve gaz bulutu oluşmuş, bunlar yoğunlaşıp eriyik kayalardan meydana gelen büyük kayalar oluşturmuşlardır. Bunlardan biriside üzerinde yaşadığımız dünyadır. Soğuma sonucu zamanla dünyanın dış yüzeyinde kabuk oluşmuştur. 



Yerküre,yeryüzünden yerin merkezine doğru yerkabuğu, manto ve çekirdek denilen 3 katmandan oluşur. Yeryüzünden yerin merkezine doğru inildikçe yoğunluk, basınç ve sıcaklık artar. Bu durumu basit bir örnekle açıklayabiliriz. Elimize sığacak kadar bir hamuru yuvarlak hale getirip bir müddet beklettikten sonra hamurun dışında ince ve çatlaklı yapıda bir kabuk oluşacaktır. Hamurun iç kısımlarına doğru yoğunluk artacaktır. Dünyada bunun gibi dışında soğuma ile kabuk oluşmuş ve iç kısımlara doğru yoğunluğu ve sıcaklığı artan bir gezegendir.

 


Yerin en iç kısmında bileşiminde demir ve nikel bulunan yoğunluğu, kalınlığı ve sıcaklığı en fazla olan çekirdek bulunur. Çekirdek iç ve dış çekirdek olmak üzere kendi arasında 2 kısıma ayrılır. Dış çekirdek sıvı, iç çekirdek ise katı haldedir. Çekirdeğin etrafında eriyik kayalardan oluşmuş manto katmanı vardır. Çekirdeği çepeçevre sardığı için bu isim verilmiştir. Manto çekirdekten daha soğuk ve yoğunluğu daha az olan katmandır. Mantoyu oluşturan eriyik kayalara mağma ismi verilir ve bunlar dünyanın yüzeyinde meydana gelen iç kuvvetlerin temelini oluşturur. Çünkü manto içindeki eriyik kayaların yani mağma dediğimiz yarı akışkan maddenin yatay ve dikey yönlü hareketleriyle üzerinde bulunan yerkabuğunu harekete geçirir yada yerkabuğundaki çatlaklardan yeryüzüne çıkarak volkan dağı gibi bazı yeryüzü şekillerini oluşturur. 

Çekirdek ve mantodan sonra en dışta bulunan litosfer yani yerkabuğu tabakası vardır. Yerkabuğu en dışta olduğu için incelemeye açıktır ve insanların yaşadığı coğrafyayı oluşturduğu için en önemli sayabileceğimiz katmandır. Yerkabuğu yerkürenin dış kısmını oluşturan ince bir katmandır. Kalınlığı ortalama 33km civarındadır. Yeryüzünden yerin merkezine kadar olan kısım 6371km olarak kabul edilir ve bu orana göre yerkabuğunun çok ince olduğu anlaşılmaktadır.

 

 

Yerkabuğu bileşimi ve yoğunluğu birbirinden farklı olan iki katmandan oluşur. Silisyum ve alüminyum bileşiminden oluşan katmana SİAL ismi verilir. SİAL daha çok kıtaların altında kalın okyanusların altında ince olan katmandır. Birde silisyum ve magnezyum bileşiminden oluşan daha yoğun bir katman vardır ve buna SİMA ismi verilir. SİMA ise okyanus altlarında daha kalın kıtaların altlarında daha ince olan bir katmandır. SİAL ve SİMA yerkabuğunu oluşturan farklı iki katmandır ve bunların bileşim ve yoğunluklarının farklı olması yer hareketlerini değişik şekillerde etkilemektedir. SİAL ve SİMA’dan oluşan yarkabuğu manto üzerinde yüzer haldedir ve deprem volkanizma gibi çeşitli iç kuvvetlerin etkisi altındadır.

Yerkabuğu çeşitli taşlardan oluştuğu için buna litosfer (taşküre) ismide verilmiştir. Yukarıda bahsedildiği gibi yerkabuğu SİAL ve SİMA ismi verilen iki ana tabakadan meydana gelip SİAL’e granitik kabuk, SİMA’ya ise bazaltik kabuk da denir. Bu her iki tabakanın oluşturduğu yerkabuğu yani taşküre çeşitli kayalardan meydana gelir. Bunlara genel itibari ile kayaçlar ismi verilir. Yerkabuğunu oluşturan bu kayaçları püskürük (mağmatik), tortul (sedimenter) ve başkalaşım (metamorfik) kayaçlar olmak üzere 3 ana kısıma ayırırız.

 

KAYAÇLAR

Kayaçlar, yerkabuğunu oluşturan ve içerisinde çeşitli minareller bulunan taş ve kayalardır. Aslında baktığımızda bütün canlılar için çok önemli yeri olan ve incelemeye değer özellikleri bulunan bir maddedir. Geçmişten günümüze kayaçlar üzerinde yaşadığımız ve diğer canlıların yaşadığı yerkabuğunun ana maddesi olmasıyla, incelendikleri takdirde içerisindeki fosiller ve çeşitli özellikleriyle geçmiş hakkında bilgi vermeleriyle, avcılıkta alet yapımında, inşaatta tuğla,ytong, kum ve çimento yapımında, fiziksel aşınma sonucu toprak hammaddesi olması özelliğiyle tarımda, yeryüzünde oluşturduğu dağ, vadi, göl çanağı gibi çeşitli yeryüzü şekilleri oluşturmasıyla önemli bir yere sahiptir. Daha detaylı baktığımızda kayaçların bunlardan daha çok özelliğe ve işe yararlığa sahip olduğunu görebiliriz.

 


Bir patlama sonucu gazların ve tozların biraraya gelerek oluşturduğu ateş topu öylece kalsaydı hiç birşey olmazdı. Ama bu ateş topu öylece kalmamış üzerine yüklendiği görevleri yapmak için harekete geçmiştir. Yavaş yavaş soğumaya başlamış ve dış yüzeyinde kabuk meydana gelmiştir. Bu sırada iç tarafta henüz soğumamış olan kısmı hala yarı eriyik halde olup basınç altında kalmış ve içindeki maddeler hareket etmiştir. Bu hareket üzerindeki kabuğuda sürükleyerek dünyada bazı değişimlere sebep olmuştur. Bazende bu sıcak malzeme kabuktan çatlak bularak yüzeye çıkmış ve yüzeyde bambaşka şekiller oluşturmuş yüzeye bambaşka kayaç türleri getirmiştir. Dünya soğumaya devam ederken buharlaşma ile beraber yağmur oluşmuş ve bu yağmur yeryüzündeki çukurları doldurmuş. Bu çukurlardaki kayaların cinsini ve türünü yani bileşimini değiştirmiş. Yetmemiş bu yağmur yeryüzündeki yüksek yerlerden akarak oralardaki kayalardan aşındırdığı malzemeyide çukur yerlere taşımıştır. Bu olayı daha akademik anlatmak gerekirse, yeryüzüne çıkan lavlar bir takım kayaçları oluşturmuştur. Bazı kayaçlar ise yüksek sıcaklık ve basınç altında değişmiş ve farklı bir kayaç meydana getirmiştir. Bazıları ise dış kuvvetler etkisiyle bir yerlerden başka yerlere taşınmış biriktirilmiş ve değişik tipte kayaçları oluşturmuşlardır. Sonuç itibari ile basit görülen fakat muhteşem olan bu denge ile yeryüzünde çok değişik tipte kayaçlar meydana gelmiştir. Bu kayaçların herbiri farklı bir çok özelliğe sahip olmuştur. Kolay yada zor aşınması, çatlaklı olup olmaması, sert yada yumuşak olması, ağır yada hafif olması, rengi, tadı vs. gibi birçok özellik kayaçların birbirinden ayırt edilmesini sağlamaktadır. Birçok farklı kayaç vardır fakat oluşumlarına göre bunları 3 ana kısıma ayırırız.

PÜSKÜRÜK (MAĞMATİK) KAYAÇLAR

Mağmanın yerkabuğu içinde yada yeryüzüne çıkarak soğuyup katılaşması sonucu oluşan kayaçlardır. Mağma yeryüzüne çıkamadan yerkabuğu içinde yavaş yavaş soğuduğu takdirde iç püskürük kayaçlar, yeryüzüne çıkıp soğuyarak katılaşması sonucu ise dış püskürük kayaçlar oluşur.

İç Püskürük Kayaçlar (Plütonikler)

Mağmanın yerkabuğu içinde yavaş yavaş soğuması ve katılaşması sonucu oluşan püskürük kayaç tipidir. Soğuma yerin derinliklerinde yavaş yavaş meydana geldiği için bu kayaçlar iri kristallidir. En tipik örneği granittir. Siyanit, diyorit, gabro vs. bu tür kayaçlara verilebilecek başka örneklerdir. 

İç püskürük kayaçlar yerkabuğunun içinde oluşurlar ancak yeryüzünde meydana gelen aşınma sonucu günyüzüne çıkarlar. Bunlardan granit hepimizin bildiği bir kayaç türüdür aslında. Mutfak tezgahlarında ve bina dış cephe kaplamalarında sık sık gördüğümüz 3 farklı minarelden oluşan kayaçtır granit. Ayrıca İskoçya’daki Tor Topoğrafyası da granitten oluşan özel bir yer şeklidir.

 

Dış Püskürük Kayaçlar (Volkanikler)

Mağmanın yeryüzünde hızlıca soğuması ve katılaşması sonucu oluşan püskürük kayaç tipidir. Bunlar volkanlar sayesinde yerin üstüne çıkarlar. Soğuma yerin üstünde hızlı bir şekilde meydana geldiği için bu kayaçlar küçük kristallidir. En tipik örneği bazalt ve andezittir. Volkan camı (obsidiyen), tüf, süngertaşı vs. bu tür kayaçlara verilebilecek başka örneklerdir. Nevşehir, Ürgüp Göreme yöresinde bulunan peribacaları bazalt ve tüf ten meydana gelmiştir.

Püskürük (Mağmatik) Kayaçların Genel Özellikleri

1-Fosil içermezler.Mağma çok sıcaktır ve mağmanın oluşturduğu bu kayaçlar fosil içermezler. 
2-Mağmatik kayaçlar mağmanın çeşitli ısılarda katılaşmasıyla oluştuğu için kristalli ve yarı kristalli olabilir. 
3-Tabakalı bir yapıları yoktur.Fakat soğumadan dolayı sütunsal bir yapı kazanırlar. 
4-Kütle halindedirler.Yerin derinliklerinde oluşabildikleri gibi yüzeyde lav halinde de oluşurlar. 
5-Mağmatik kayaçlarda şistiyet(yapraklaşma) yoktur.Sadece bazılarında akıntı izlerine rastlanabilir.

 

 

Anasayfaya git

 

 


Soru sor

 

Sayfanın altına
Yorum yaz

 

Kanalımıza abone ol

 

Facebook'tan takip et

 

Bütün konulara bak

 

 

 

 

 


Lise Coğrafya Dergisi öğrencilere hizmet eden ücretsiz sitedir. İçeriğimizin tamamı özgündür. Sitemiz okula yardımcı kaynaktır. Sitemizde ki hiç bir veri kopyalanamaz ve kullanılamaz, ancak kaynak gösterilerek ve bilgi vererek kullanabilirsiniz. Kaynak göstererek kullanma hakkı sadece öğrencilere aittir. Ticari amaçla kopyalanması, basılması, yayınlanması kesinlikle yasaktır.