BİYOÇEŞİTLİLİK

 

Benzer bitki ve hayvan topluluklarını barındıran bölgelere biyom adı verilir. Her biyomun kendine özgü bitki ve hayvan türleri vardır. Canlıların yeryüzündeki dağılışını etkileyen faktörlere bağlı olarak farklı bölgelerin birbirinden farklı bitki ve hayvan türleri vardır. Karasal özellikteki biyomlar genellikle bitki türüne göre, su biyomları ise suyun özelliklerine göre sınıflandırılır.

 

CANLILARIN YERYÜZÜNDE DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER


Fiziki Faktörler

1-İklim

Güneşlenme süresi, ışık, sıcaklık, basınç, rüzgar, nem, yağış gibi güneş ve iklim elemanları yeryüzünde canlıların dağılışına etki eden en önemli faktördür. Gerçekten dünya üzerindeki bitki ve hayvan türlerinin dağılışına baktığımız zaman farklı bölgelerde farklı türden bitki ve hayvanların bulunduğunu görürür. Bitki ve hayvanlar kendilerine en uygun iklim şartlarında yaşama faaliyeti bulurlar ve o bölgelerin biyomlarını oluştururlar.

Bitki örtüsünün dağılışı direkt olarak hayvanların dağılışını da etkiler. Çünkü bitki örtüsü hayvanların besin kaynağı, barınağı, avlanma alanlarıdır. Ayrıca bitki örtüsü ve hayvanlar besin zincirinin öğelerinden olduğu için birbirleriyle bağlantılıdır. 
Sıcaklık, nem ve yağışın çok olduğu iklim bölgeleri, bitki ve hayvan türlerinin ve sayısının en çok olduğu, bunların yetersiz olduğu iklim bölgeleri ise bitki ve hayvan türlerinin ve sayısının en az olduğu bölgelerdir. Dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin yarıdan fazlası ekvatoral yağmur ormanlarındadır. Bu bölgede sıcaklık, yağış ve nem bitki ve hayvan türleri için çok uygun koşullar sağlamaktadır. Çöller ise sıcaklık bakımından elverişli olsada nem ve yağış bakımından yetersiz olduğu için bitki ve hayvan türlerinin en fakir olduğu bölgelerdir.  

Tropikal yağmur ormanları, uzun boylu, geniş yapraklı ormanlardır. Bu ormanlar yaprakları sürekli yeşil kalan ağaçlardan oluşmaktadır. Orman bakımından oldukça zengin olan bu bölge 4 orman katından oluşmaktadır. Aşağıdan yukarıya doğru otluk alanlar, orman altı tabakası, orta tabaka ve en üstte taç tabakasından oluşur. Bu bakımdan tropikal yağmur ormanları bir çok canlı türünün yaşamasına olanak sağlar.

Çöller, bitki ve hayvan türünün en az olduğu bölgelerdir. Çünkü buralar bir çok canlı için uygun yaşam alanları değildir. Çöl kelimesi kurak anlamına gelmektedir. Kurak kelimesi ise akla ilk olarak sıcak kelimesini getirmektedir. Fakat aslında kurak demek birşey yetişmemesi anlamındadır. Birşey yetişmemesinden kasıt bitkilerdir ve bitkiler için çok önemli olan yağış kurak bölgelerde oldukça azdır.  Kısacası bitki örtüsünden yoksun sahalar çöldür diyebiliriz. İklim koşullarına göre çöller sıcak çöller ve soğuk çöller olarak iki kısıma ayrılır ve her ikisinde de birşey yetişmez yani her ikiside kuraktır. Sıcak ve kurak (yağışsız) bölgelere sıcak çöl, soğuk ve kurak (yağışsız) bölgelere soğuk çöl denir. 

Sıcak çöllerdeki canlılar için en önemli sorun su yetersizliğidir. Bu bakımdan bu bölgelerdeki bitki ve hayvanlar susuzluğa dayanabilecek donanıma sahiptir. Gerçekten de bakıldığında sıcak çölerdeki bitkilerin kök sistemlerinin geniş alanlara ve derine yayıldığını görürüz ve bu yerin altındaki sudan istifade etmeyi sağlayacak bir özelliktir. Ayrıca bu bitkilerin toprağın üst kısmındaki bölümleri çok azdır ve bu terleme ile su kaybını azaltan bir sistemdir. Sıcak çöl bitkilerinin bazılarının su depolamaya yarayacak geniç gövdeleri, bazılarının ise terlemeyi en aza inderecek ince yaprakları ve dikenli yapıları vardır.

Sıcak çöl hayvanları da buralarda yaşayabilecek çeşitli donanıma sahiptir. Buradaki hayvanlar güneş ışınlarının etkisini en aza indirecek açık renklere sahiptirler. Güneş ışınları açık renkler tarafından yansıtılırlar. Güneşli bir günde beyaz renge baktığınızda gözlerinizin rahatsız olması bu rengin güneş ışığını yansıtmasından kaynaklanmaktadır. Birçok sıcak çöl hayvanı su ihtiyacını su depolayan kaktüs gibi bitkilerden temin eder. Bazıları ise vücutlarına su depolar. 

Kutuplar ve çevreleri soğuk çöl alanlarıdır. Buralarda bitki örtüsünden yoksun sahalardır ve az sayıda hayvan türleri vardır. Bölge buzlarla kaplıdır yada bitki yetişmeyecek kadar soğuktur. Buradaki canlıların en büyük sorunu soğuk ve besin yetersizliğidir. Bölgenin hayvanları genellikle yağlı bir yapıda olup vücut sıcaklıklarının dış dünyadaki soğuktan korunmasını sağlar. Bazıları avlanma zamanında beslendiklerini vücutlarında depolayıp çok soğuk ve besin bulunmayan zamanlarda bunları kullanmaktadır.

 

2- Yerşekilleri

Dağların uzanışı, yükseltisi ve bakı faktörü iklim şartlarınıda etkilediği için canlıların dağılışınıda etkilemektedir. 
Dağların uzanış biçimi iklime etki ettiği için canlıların dağılışınada etki eder. Örneğin Karadeniz kıyısında yetişen fındık dağlardan dolayı iç kesimlerde yetişme imkanı bulmaz. Bu yüzden fındık sadece karadeniz kıyısı boyunca uzanmıştır. Bu ayrıca fındığa bağlı yaşacan başka canlılarında dağılışına etki edecektir. 

Yükseldikçe sıcaklığın azalması alçak ve yüksek yerlerde farklı canlıların yaşamasına sebep olur. Daha fazla sıcaklığa ihtiyacı olan canlılar daha alçaklarda, daha az sıcaklığa ihtiyacı olan canlılar daha yükseklerde olmaktadır. Yükseldikçe bitki örtüsünün değişmesi yani  dağların eteklerinden zirvelerine doğru geniş yapraklı ormanlar, iğne yapraklı ormanlar, dağ çayırları şeklinde sıralanmış olan bitkiler yükseldikçe sıcaklığın ve bitki örtüsünün değişmesine örnektir. Genellikle dağların çok yüksek kesimlerinde canlı türü ve sayısı azalmaktadır. 

Dağların denize bakan yamaçları daha nemlidir ve genellikle daha yağışlıdır. Nem ve yağışı seven canlılar dağların bu yamaçlarında olmaktadır.  Dağların güneş gören yamacı güneş ışığını daha çok görür ve ışık ile sıcaklık daha fazladır. Bu bakımdan dağın her iki yamacında farklı canlı türleri görülür. 

Kara ve denizlerin dağılışıda karada yaşayan ve suda yaşayan canlılar için farklı ortamlar oluşturur. Ayrıca çeşitli boğazlar deniz canlılarının başka yerlere gitmesine olanak sağlar (göç). 

Yerşekillerinden bir özelikte eğimdir ve bu da canlıların dağılışına etki eder. Eğimli araziyi seven ve eğimli arazide yetişemeyen canlılar vardır. Bazı bitki türleri sadece eğimli arazilerde yetişme imkanı bulmaktadır. Bazıları ise eğimli bir arazide barınamaktadır. Hayvanlar içinde bu geçerlidir. Bazı hayvanlar eğimli ve engebeli arazilerde avlanır bazıları ise düz arazilerde avlanır. Örneğin dağ keçisi eğimli ve engebeli arazilerde yaşamaktadır. Eğim ayrıca yağış sularının hızlı yada yavaş akmasına sebep olmaktadır. Eğimli bir arazide yağış suları hızlı bir şekilde akışa geçer ve suyu barındıramaz. Canlılar için hayati önemi olan suyu barndıramaması buralarda suyu seven bitki ve hayvanlarında azalması anlamına gelmektedir.

 

3-Toprak

Toprağın fiziksel yapısı, kimyasal özellikleri, nemliliği, kalınlığı gibi özellikleri canlıların yaşam alanlarını belirler. Toprağın içinde bir çok canlı türü bulunmaktadır. Bu canlılar kendilerine en uygun şartları sağlayan topraklarda yaşamlarını devam ettirirler (örn:solucan). Toprağın özelliğine göre üzerindeki bitki örtüsüde değişiklik gösterir. Bazı bitkiler kireçli toprağı severken bazıları kireçli topraklarda yetişemez.

 

Biyolojik Faktörler

İnsan

İnsan kendi çıkarları doğrultusunda doğal hayata müdahale ederek canlıların dağılışına ve bazı türlerin kaybolmasına etki etmiştir. Ormanların tahrip edilerek yerleşim yeri yada sanayi alanına dönüştürülmesi, evsel atıklar ve sanayi atıkları, araç egzozlarından ve fabrika bacalarından çıkan zehirli gazlar, radyoaktif kirlilik gibi birçok insan kaynaklı zararlı etkenlerden dolayı canlıların yaşam alanları daralmış ve bazı canlı türleri yok olmuştur. Her canlı türü ekosistemde birbirleriyle karşılıklı etkileşim içinde olduğu için bu durum ekosistemede zarar vermektedir.

İnsan tüm bu zararlı faaliyetler dışında aşırı ve bilinçsiz tüketimden dolayıda canlı türlerine zarar vermektedir. Bazı hayvanların derisi için avlanarak günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması, artan talep doğrultusunda aşırı avlanma ve aşırı tüketme gibi durumlar canlı türlerinin yok olmasına sebep olmaktadır. Bazı hayvanların insan faaliyetleri yüzünden göç yollarını değiştirmesi, yada yaşadığı bölgeden göç etmek zorunda kalmasıda insanın canlıların dağılışına etkisindendir.

 

Paleocoğrafya

1-Kıtaların Kayması

Kıtaların dağılışındaki ve iklimdeki değişiklikler canlıların yeryüzündeki dağılışını önemli derecede etkilemiştir. Kıtalar günümüzden milyarlarca yıl önce tek bir kara parçası (Pangea) halindeydi. Günümüze kadar çeşitli değişikliklere uğrayarak büyük kara parçalarının ve denizlerin dağılışında önemli değişimler meydana getirmiştir. Bazı kıtalar önceden bitişik olup daha sonra ayrılmış, bazı denizlerin birbirleriyle bağlantılarının yerleri değişmiştir. Bu durumda bazı hayvanlar göç etmek zorunda kalmış bazıları ise yeni yaşam alanına alışmak zorunda kalmış yada nesli tükenmiştir. Günümüzde yapılan araştırmalarla bir kıtada yaşayan türün fosillerinin başka bir kıtadada bulunması kıtaların ayrılmış olduğuna ve bu durumun canlı türlerine etki ettiğinin kanıtıdır. 


2-İklim Değişiklikleri

İklimde meydana gelen değişiklikler canlıların yaşam alanlarına direkt etki etmektedir. Milyarlarca yıl öncesinden günümüze kadar olan büyük iklim değişiklikleri hayvan ve bitki türlerinin yok olmasına yada göç etmesine sebep olmuştur. 
IV. Zamanın başında şiddetli soğumalar olmuş ve buzulların kapladığı alanlar genişlemiştir. Bu durum bir çok hayvan türünün göç etmesine yada yok olmasına sebep olmuştur. Deniz seviyesindeki değişiklikler kıyıda yaşayan türlerin göç etmesine yada yok olmasına sebep olmuştur.

 

EKOSİSTEMLERİN İŞLEYİŞİ


Canlıların çevrelerindekiler ile ilişkisine ekosistem denir. Çevre, canlıların içinde yaşadığı doğal ortamdır. Bu ortam canlı ve cansız tüm varlıklardan meydana gelir. Ekosistem koşulların değişmesine bağlı olduğu için sürekli dinamiktir.

Ekosistemin kapsamı çok geniş olduğu gibi darda olabilmektedir. En büyük ve kapsamlı ekosistem dünya ekosistemi yani ekosferdir. Bu atmosfer (havaküre),hidrosfer (suküre), litosfer (taşküre) ve biyosfer (canlılar küresi)’den oluşmaktadır. Bununla beraber kapsamı biraz daha az olan kara ekosistemi, deniz ekosistemi ve tatlısu ekosistemi gibi üç büyük ekosistem vardır. Bu ise ekosferin alt ekosistemleridir. Aslına bakarsak küçük bir orman bile içerisinde kendi ekosistemini bulundurmaktadır. Çünkü ormandaki bütün canlı ve cansız bütün varlıklar aralarında sürekli bir etkileşim içindedir.

Ekosistemler cansız varlıklar, üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılar olmak üzere 4 önemli öğeden oluşur. Ve tabiki bu öğeler arasında sürekli bir etkileşim vardır. Su döngüsü, azot döngüsü, karbon döngüsü, oksijen döngüsü, fosfor döngüsü, besin döngüsü ve enerji akışı ekosistemlerin işleyişinin ve sürekliliğinin dinamik sistemleridir. Ekosistemi oluşturan cansız varlıklar, üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcıların oluşturduğu etkileşim yukarıda saydığımız döngüleri oluşturarak ekosistemlerin işleyişini sağlarlar.

 

Ekosistemdeki Bozulmaların Çevreye Etkisi
Dünya coğrafyasının değişmesi (doğanın tümüyle değişmesi)
İklimin değişmesi
Erozyonların oluşması
Su kaynaklarının azalması
Enerji kıtlığının başlaması
Canlı çeşitliliğinin azalması

 

Denizel Ekosistemler

Okyanuslar ve bunları birbirine bağlayan denizler hep birlikte deniz ekosistemlerini oluştururlar. Denizel okesistemler dünya üzerinde oldukça büyük yer kaplamaktadır. Yeryüzünün %71’i sularla kaplıdır. Oldukça geniş yayılımı olan bu denizel ekosistemlerin dikey yönde yani derine doğru yayılımları ise azalmakta ve bitmektedir. Okyanusların ortalama derinliği 3700 metredir ve bazı yerlerde derinliği 12 bin metreyi bulan derin deniz çukurları bulunur. Deniz canlılarının çoğu deniz yüzeyine oldukça yakın yaşamaktadır. Çünkü canlılar için gerekli ışık şartları deniz yüzeyinden ilk 100 metreye kadar olabilmektedir. Biraz daha derinlere doğru ise ancak fazla ışığa ihtiyaç duymayan canlı türleri yaşamaktadır. 

Okyanus ve denizlerdeki canlı ve cansız varlıkların etkileşimi ile denizel ekosistemler ortaya çıkmaktadır. Bu ekosistemlerde daha küçük ekosistemleri içlerinde barındırırlar. Bununla beraber denizel ekosistemler daha büyük bir ekosisteminde bir parçasıdır. Şayet deniz ve okyanuslardaki akıntılar, atmosferle yaptığı oksijen ve sıcaklık alışverişi, karaların sıcaklıklarının değişimine yaptığı etkiler, denizel ekosistemin dünya ekosistemi olan ekosferin bir parçası oldununun göstergesidir.

 

Tatlısu Ekosistemleri

Tatlısu ekosistemlerinden en önemlisi akarsu ekosistemleridir. Akarsular kaynak kısımlarından ağız kısımlarına kadar çok değişik özellikler göstermektedir ve bu özellikler akarsularda farklı ekosistemlerin oluşmasına sebep olmuştur. Bir akarsuyun eğimi, yatak özellikleri, suyun kimyasal özellikleri ve sıcaklığı, suyun akış hızı gibi birçok özelliği akarsuda yaşayan canlılara çok farklı ortamlar sunmuştur. Şayet akarsuyun kaynağı ile ağız kısmındaki özellikleri farklı olduğu için içerisinde yaşayan canlı türleride kaynaktan ağıza kadar farklı türler içerecektir. Genellikle bir akarsuyun ağız kısmında daha fazla canlı türü yaşamaktadır. Çünkü akarsuyun denize döküldüğü bu yerlerde akarsuyun eğimi ve akış hızı azalmıştır ve bu durum ağız kısmında daha fazla canlı türünün olmasına sebep olmuştur.

Akarsularda tıpkı denizel ekosistemlerde olduğu gibi hem daha büyük bir ekosistemin parçasıdır hemde içerisinde daha küçük ekosistemler barındırmaktadır. Akarsular denize dökülerek deniz ekosistemlerinin, karalarda aşındırma faaliyetleri yaparak karasal ekosistemlerin, dolayısıyla dünya ekosistemi olan ekosferin bir parçasıdır. Aslına bakarsak bütün ekosistemler hem daha büyük ekosistemin bir parçasıdır hemde daha küçük ekosistemleri barındırmaktadır. 

Tatlısu ekosistemlerinden biride göllerdir. Göllerde denizlerdekine benzer bir ekosisteme sahip olup en ayırıcı özelliği daha küçük olması ve tatlı su olmasıdır.

 

 

Anasayfaya git

 

 


Soru sor

 

Sayfanın altına
Yorum yaz

 

Kanalımıza abone ol

 

Facebook'tan takip et

 

Bütün konulara bak

 

 

 

 

 


Lise Coğrafya Dergisi öğrencilere hizmet eden ücretsiz sitedir. İçeriğimizin tamamı özgündür. Sitemiz okula yardımcı kaynaktır. Sitemizde ki hiç bir veri kopyalanamaz ve kullanılamaz, ancak kaynak gösterilerek ve bilgi vererek kullanabilirsiniz. Kaynak göstererek kullanma hakkı sadece öğrencilere aittir. Ticari amaçla kopyalanması, basılması, yayınlanması kesinlikle yasaktır.