DOĞAYA CAN VERENLER: SU,TOPRAK,BİTKİ

YAŞAM KAYNAĞIMIZ SULAR

Bütün canlılar yaşamak için suya muhtaçtır. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler yaşamsal faaliyetleribi suyla devam ettirirken bunların dışında kalan cansız varlıklarda suyla ilişkilidir. Kimyasal çözülmenin gerçekleşebilmesi için su gereklidir. Akarsuların aşındırma faaliyetleri yapabilmesi için yine su gereklidir. Kısacası canlı ve cansız varlıkların hepsinde suyun önemi vardır.

Yeryüzündeki su, hidrosfer, atmosfer, litosfer ve biyosfer arasında sürekli olarak dönüm içindedir. Böylelikle yeryüzünde bulunan sular azalmıyor dönüp dolaşıp tekrar hizmetimize sunuluyor.

 

SU DÖNGÜSÜ

Okyanuslardaki su güneşten gelen sıcaklıkla buharlaşıp atmosferin üst katmanlarında yoğunlaşmakta, yoğunlaşan su damlacıkları yağış olarak tekrar yeryüzüne dönmektedir. Yeryüzüne düşen suların bir kısmı karalar üzerine düşerek akarsu ve yeraltı sularına karışıp denizlere dökülür. Bir kısmıda canlılar tarafından kullanılır ve bu da canlılardan tekrar doğaya ulaşır. Karalar üzerindeki su buharlaşarak atmosfere karışır ve bir kısmıda akarsular ve yeraltı suları şeklinde denizlere, oradanda tekrar buharlaşıp atmosfere ulaşır.

 

YERYÜZÜNDEKİ SULARIN DAĞILIMI

Yeryüzündeki suların %97'si deniz ve okyanuslarda bulunan tuzlu sulardır. Tuzlu suların ulaşım, taşımacılık gibi faaliyetlere etkisi olup insanların içmek için kullanabileceği sular değildir. Yeryüzündeki tatlı sularında hepsi kullanabildiğimiz sulardan değildir. Bunların %68'i katı haldeki sular yani buzullardır. Tatlı suların % 68'i buzullar, %31'i yeraltı suları, %1'den daha azı yüzey sularıdır. Yüzey suları akarsular göller ve bataklıklardır. Yüzey sularının %87'sini göller, %11'ini bataklıklar, geriye kalan %2'sini ise akarsular oluşturur.

Suların dağılımına yukarıda bahsedildiği şekilde baktığımız zaman insanların en çok kullandığı, üzerine barajlar inşaa ettiği akarsular, tatlı suların çok çok küçük bir kısmını oluşturduğunu anlayabiliriz.

 

TATLI SU MİKTARININ DAĞILIMI

Suyun dünya üzerindeki dağılımı düzenli değildir. Tatlı suları değerlendirdiğimizde yandaki harita ile kişi başına ne kadar tatlı su düştüğünü anlayabiliriz. Ekvator çevresinde ve kutuplara yakın yerlerde tatlı suların fazla olduğu, 30 derece enlemlerinde yer alan çöllerde suyun az olduğunu görebiliriz. Aslında bu harita kişi başına düşen su miktarını gösterdiği için kutuplara yakın yerlerde suyun fazla olduğunu söylemek doğru olmayacaktır. Çünkü kutuplara yakın yerlerde yaşayan insan sayısı az olduğu için orada bulunan az miktardaki su bile az olan nüfusa yetecektir.

 

DENİZLER VE OKYANUSLAR

Denizler ve okyanuslar tuzlu su kaynaklarıdır. Yeryüzündeki suların yüzde 97'sini oluştururlar.Bu sular kullanabildiğimiz sulardan değildir sadece üzerinde ulaşım yapabildiğimiz ve turizmde kullanabildiğimiz sulardır.

Okyanuslar ve denizler birbiriyle bağlantısı olan su kaynaklarıdır. Örnek vermek gerekirse Karadeniz Marmaraya, Marmara Egeye, Ege Akdenize, Akdenizde Atlas okyanusuna bağlanmaktadır ve buna benzer şekilde bütün deniz ve okyanuslar birbiriyle bağlantılıdır.

 

GÖLLER
GÖLLERDEKİ SEVİYE DEĞİŞİKLİKLERİ

Göllerin su seviyeleri yıl içerisinde gölün gelir ve gider unsurlarına bağlı olarak değişiklikler gösterir.Göllerdeki seviye değişikliklerinin yıl içindeki ortalama durumuna göl rejimi denir.
Göl rejimine etki eden gelir ve giderler

 

GELİR

GİDER

Yağışlar

Buharlaşma

Akarsular

Terleme

Seyelan suları

Gidegenler

Yer altı suları-kaynaklar

Sızma

Atık sular

Kullanma

 

Göl seviye değişmelerinin genliği üzerinde yukarıda sayılan unsurların dışında göl sahasının ve çevresinin morfometrik özelliklerinin de dolaylı olarak etkisi vardır.Örneğin aynı gelir ve gider unsurlarına sahip göllerden çanağı küçük ve derin olanların seviye oynamalarının genliği daha büyüktür.Aynı şekilde Gölün yağış alanında rölief ne kadar fazla ise yağışlı dönemlerde suların yükselmesi o kadar hızlı olur.Çünkü topoğrafyanın eğimli olması suların göle daha çabuk ulaşmasına olanak sağlar.
Göllerin seviye değişmeleri yıl içerisinde görüldüğü gibi uzun yıllardaki değişimleri de görülür.Ayrıca iklim koşullarında meydana gelen değişikliklerde göllerin seviye değişiminde etkili olmuştur.
Göllerin seviye değişimlerini yıl içerisinde görülen,uzun yıllar içerisinde görülen ve jeolojik zaman farklılıklarında görülen seviye değişmeleri olarak 3 gruba ayırmak mümkündür.

 

Göllerden yararlanma

Su gereksinimlerinin karşılanması,enerji elde edilmesi,turizm,ulaşım,tuz üretimi,balıkçılık,avcılık,su sporları ve eğlence gibi alanlarda göllerden faydalanılır.

 

GÖL TİPLERİ

 

YERLİKAYA GÖLLERİ

Tektonik göller
Karstik göller
Krater gölleri
Buzul aşındırmasına bağlı göller
Meteorit gölleri

SET GÖLLERİ

Volkan ve lav seti gölleri
Alüvyon seti gölleri
Moren seti gölleri
Buzul seti gölleri
Heyelan seti gölleri
Lagünler
Resif gölleri
Traverten seti gölleri
Yapay set gölleri (Baraj gölleri)

 


GÖLLERDE AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME FAALİYETLERİ

Dalga ve akıntılar aşındırma ve biriktirme faaliyetlerinde etkilidirler.
Hidrolik aşındırma:Su kütlelerinin(dalgaların) kıyıya çarpması sonucunda meydana gelen aşındırmadır.
Çarparak aşındırma(korazyon):Su kütleleri(dalgalar) ile taşınan malzemelerin kıyıya çarpması ile meydana gelen aşındırmadır.
Eriterek aşındırma(korozyon):Çözülebilen kayaçların bulunduğu kıyılarda su kütlesinin bu kayaçları eritmesiyle oluşan aşındırmadır.
Akıntılarda dalgalar gibi yolları boyunca sürtündükleri göl kıyılarını aşındırırlar.
Dalga ve akıntılar taşıdıkları malzemeleri taşıyamaz duruma geldikleri zaman biriktirmeye başlarlar.Ayrıca buharlaşma gibi olaylar sonucunda göl suyu içinde erimiş halde bulunan maddelerin çökelmesiyle de biriktirme faaliyetleri oluşur.

Dalga ve akıntıların taşıdıkları ve biriktirdikleri malzemeler kıyıdan koparılan malzemeler,akarsu ve rüzgarların göllere getirdikleri malzemeler,heyelan gibi kütle hareketleriyle göllere aktarılan malzemeler ve göl canlılarının kalıntılarından oluşan organik malzemeler olabilir.

Göllerdeki biriktirme faaliyetleri sonucunda göl depoları meydana gelir.Göl depolarını detritik,organik ve kimyasal depolar olmak üzere 3 çeşide ayırabiliriz.
Göl depoları genel olarak kıyı kısımlarında kaba unsurlardan iç kısımlarında ise daha ince unsurlardan meydana gelir.
Suyun kaldırma kuvvetine bağlı olarak kaba unsurlar taşınması zor olduklarından dolayı kıyı kesiminde ince unsurlar ise taşınabildiklerinden dolayı iç kesimlerde depolanmaktadırlar.
Göl depolarının fiziksel ve kimyasal özellikleri iklim,mevsim,göl çanağının yer aldığı sahanın litolojik yapısı ile jeomorfolojik özellikleri gibi etkenlere bağlı olarak değişir.

Ekolojik açıdan göller
Göller ekolojik açıdan bentik bölge ve limnetik bölge olarak 2 ana bölgeye ayrılır.
Bentik bölge:Kıyı çizgisinden itibaren tüm göl tabanını içine alır.Bentik bölge litoral zon,sublitoral zon ve profundal zon olmak üzere 3 zona ayrılır.
Limnetik bölge:Köklü bitkilerin ortadan kalktığı sınır derinlikten başlayan ve göl tabanı ve litoral zondan bağımsız olan su kütlelerini kapsar.

Göllerden yararlanma
Su gereksinimlerinin karşılanması,enerji elde edilmesi,turizm,ulaşım,tuz üretimi,balıkçılık,avcılık,su sporları ve eğlence gibi alanlarda göllerden faydalanılır.

 


 

Anasayfaya git

 

 


Soru sor

 

Sayfanın altına
Yorum yaz

 

Kanalımıza abone ol

 

Facebook'tan takip et

 

Bütün konulara bak

 

 

 

 

 


Lise Coğrafya Dergisi öğrencilere hizmet eden ücretsiz sitedir. İçeriğimizin tamamı özgündür. Sitemiz okula yardımcı kaynaktır. Sitemizde ki hiç bir veri kopyalanamaz ve kullanılamaz, ancak kaynak gösterilerek ve bilgi vererek kullanabilirsiniz. Kaynak göstererek kullanma hakkı sadece öğrencilere aittir. Ticari amaçla kopyalanması, basılması, yayınlanması kesinlikle yasaktır.